Türk Birliği – Hüseyin Nihâl ATSIZ (Sesli Makale)

———–

Her milletin, yaşamak için, bir ülküye ihtiyacı vardır. Bu ülkü, milletlere göre ayrıntılarda değişse bile, anaçizgilerinde hemen hemen bir gibidir. Çünkü şu tarihi gerçeği kimse inkar edemez ki, her tutsak milletin ilk ülküsü bağımsızlığını kazanmak, her bağımsız milletin ilk ülküsü de, henüz tutsak yaşayan ülküde üçüncü dönemdir.

Bu, kabataslak bir sınıflandırmadır. Hayata, olaylara, milletlerin özel durumlarına göre bu dönemler biraz değişebilir. Meselâ, bir milletin fetihlere başlaması için, mutlaka bütün urukdaşlarını kendi sınırları içine almış olması gerekmez. İtalya, Birinci Dünya Savaşı’ndan önce millî birliğini aşağı yukarı elde etmiş ama Avusturya’da, Fransa’da, Malta’da, Tunus’ta epey İtalyan, başka milletlerin tutsağı olarak yaşıyordu. Buna rağmen İtalya, millî ülkünün üçüncü dönemi olan fetihlere başlamıştı. Habeşistan ve Türkiye ile yaptığı savaşlar bunu gösterir. Demek ki, millî ülkünün üç dönemi bağımsızlık, millî birlik ve fetihler olmakla beraber, bunlar, birbirleri içine girmişlerdir. Biri tamamlanmadan öteki başlayabilir.

Millî ülkülerde dâima bu üç dönemin varlığına tarihten, istediğimiz kadar örnek bulabiliriz:

İrlanda, yüzyıllarca uğraşıp İngiliz tutsaklığından kurtulduktan sonra, şimdi İngiltere elinde bulunan Kuzey İrlanda’yı almak, yâni milli birliği kurmak için uğraşıyor.

Yine İngiliz tutsaklığından kurtulan Mısır, ilk iş olarak Sudan’ı almak, sonra da bütün Arap ülkelerini kendi çevresinde toplamak dâvası ardındadır.

Almanların şimdiki dâvası, Rus tutsaklığındaki Doğu Almanya’yı kurtarmaktır. Arkasından da sıra yine Avusturya ile birleşmeye gelecektir.

Finlerin, Karelya için çalışan dernekleri vardır.

Macarlar, Transilvanya’dan hiçbir zaman vazgeçmemişlerdir.

Yugoslavlar, çok eski zamanlarda olduğu gibi, yine bütün Makedonya’yı ve Selanik’i almak sevdası peşindendirler.

Bulgarlar, Sırp ve Yunan Makedonyaları ile Doğu ve Batı Trakya’da gözleri vardır.

Yunanlılar, Kuzey Epir’i ve Doğu Trakya’yı istiyorlar.

Yahudilerin ilk hedefi, bütün Ürdün Krallığıdır.

Suriye, Hatay’ı ve hattâ Çukurova’yı kendi toprağı sayıyor.

Afganistan, Patanlar ülkesini, yâni Pakistan’ın kuzey bölgelerini kendinde koparıkmış sayıyor.

Tunuslular ile Faslılar ilk döneme ulaştılar. Şimdi, Büyük Sahra’nın bir bölümü ile Moritanya’yı istiyorlar.

Çok geri olan zenciler bile, artık bağımsızlık devletler haline girdiler.

Acaba, Türkler, bu safhâlârın hangisinde bulunuyor?

Bunun cevabını vermek için, haritaya bir bakmak yeter: Türkler, Anadolu’daki Kurtuluş Savaşı ile ülkülerinin ilk döneminde pek parlak bir başarı gösterdikten sonra, tabi ve tarihi bir kayıtla, ülkülerinin ikinci basamağında bulunuyorlar. 1923’te gerçekleşen birinci dönemden sonra ikinci dönem yoluna yalnız Hayat kurtarılmış, daha sonra da Kıbrıs üzerinde millî emellerimiz olduğu kayıtlı şartlı olmakla beraber, resmen açığa vurulmuştur.

Milli birlik ve millî birlikten sonra cihan hâkimiyeti, milletin şuuraltında yaşayan bir ülküdür. Şuuraltındaki bu istek, zaman zaman şuura çıkar. Zaman iyi seçilmişse muzaffer olur. İyi seçilmişse milletin hız ve ahlâk kaynağıdır. Bir gâye için ıztırap çeken, fakat buna isteyerek katlanan insan gibi, milletler de millî ülküleri için hesapsız fedâkarlığa katlanırlar, katlamışlardır. Ülkü yolunda yürüyen milletleri başka milletleri hem korkutur, hem de hayran bırakır. Ülkü yolunda yürüyen millet, kendisinde başka milletlere karşı mevcut aşağılık duygusunu atmıştır. Kendisine inandığı ve hiçbir şeyden korkmadığı için, düşmanlarının çokluğundan, tekniğinden ürkmez. Ölümü seven milletlere, hayat kollarını açar. Böylelikle millî ülkü bir gün gerçekleşiverir.

***

Türkler vaktiyle birkaç kere birleşmişler ve mutlu olmuşlardır. Yeniden birleşeceklerdir. Millî ülkümüzün ilk maddesini : “Bütün Türkler birleşecektir” diye ifâde edebiliriz.

Nihal ATSIZ, Orhun, 8. Sayı, 23 Haziran 1934