Şehit MÜBARİZ İBRAHİMOV’un hikayesi

Mübariz, yıllardır süren Ermenilerin tacizinden bıkmış , işgal edilen Karabağ’ı, öldürülen çocuk, yaşlı, kadın yüzlerce masumu unutamıyor, hesabının sorulması gerektiğini düşünüyordu.

Hiç bir konuda bir araya gelemeyen Dünyanın, hedef Türkler olunca nasıl bir araya geldiğini görmüştü. Belki bütün dünya Ermenistan’ın arkasında idi belki devletinin eli kolu bağlı idi ama o kimseye hesap vermeden dökülen kanların hesabını soracak, gözünü kırpmadan ölüme gidecekti.

19 Haziran 2010 tarihinde saat gece yarısına yaklaşırken son satırlarını bitiren Mübariz İbrahimov,

7 Şubat 1988’de Aliabad’ta doğmuş,

Azerbaycan Özel Kuvvetler Birliğinde görevli kahraman bir Türk Askeri idi.

“Şehit olursam üzülmeyin. Vatan sağ olsun.” yazmıştı. Sessizce çıktı birliğinden, hedefi uzun süredir gözlediği Ermeni Karakolu idi.

Ermeniler gibi kadınlara, yaşlılara, Çocuklara, bebeklere, masumlara değil tam teçhizatlı, yüzlerce askerin beklediği Ermeni Karakoluna tek başına saldıracaktı.

1km mayın dolu araziyi daha önce keşif yaptığı yerden sürünerek geçti, karakola yaklaştığında ilk nöbet noktasında kimsenin olmadığını fark etti, Ermeniler kendilerine çok güveniyorlar diye düşündü. Girişe yakın yerde 3 nöbetçinin olduğunu gördü, sessizce yakınlarına sokulduğunda hiçbir şeyin farkında olmayan ilk askerin ani bir hareketle boynunu kırdı, diğeri ne oluyor demeye kalmadan Mubarizin bıçağı gırtlağını delmişti. Çıkan seslere bakmaya gelen 3. nöbetçi tam kalbine aldığı bıçak darbesi ile ölmüştü.

Karakoldan içeri sızan Mübarizin binanın üstündeki ağır makineli dikkatini çekmişti, makinelinin başındaki Ermeni kafasını silahın üstüne koymuş uyuyordu. Mübariz onun bir daha uyanmaması için boynunu kırıp kenara aldığında ilerideki askerlerle arasında 10 metreden az vardı.

Ve bastı tetiğe Mübariz İbrahimov, gecenin karanlığını yırtan silahın sesiyle vurulup yere düşen Ermenilerin böğürtüleri birbirine karışmıştı. Kimse ne olduğunu anlayamıyordu, kahramanlıklarını masum siviller üstünde göstermekten başka hüneri olmayan Ermeni askerleri şok geçirmiş öteye beriye kaçışıyorlardı. Bir saate yakın süren çatışmada karakoldaki tüm askerleri öldürmüştü Mübariz, ancak gelen sesler takviye birliklerin çok yakında olduğunu gösteriyordu. Etrafta ne kadar silah ve mühimmat varsa toplayan Mübariz gelenleri karşılamak için hazırdı.

Gelenler karakolun etrafını sarmıştı, içlerinden Türkçe bilen birisi seslendi

– Teslim ol etrafın sarıldı, canlı çıkma şansın yok, teslim olursan sana dokunmayız

Mübariz kahkaha attı

– Buradan canlı çıkmayı düşünen biri gibi mi görünüyorum, pis canınızı almadan ölmeye niyetim yok.

Sonra Ermeni askerilerine karşı bağıra bağıra söylemeye başladı;

“Bu coşkun damarlarda ataların kanı var,

Muzaffer mazimizin şerefi var, şanı var,

Ta eski zamanlardan, demir bilek Türkleriz,

Asla geri dönmeyen, kutlu dilek Türkleriz,

Gazaptan haykıracak ejderha gözü, kaşlar,

Taş parçasına döner bu mağrur altın başlar,

Güç ve kudretimizden titrer dağlar ve taşlar,

Ölümlerle eğlenen, demir yürek Türkleriz!

Ural bozkırlarında hançer olup ineriz,

Tanrıdağ kayalarına kartal olup konarız,

Ölümlerle eğlenen, demir yürek Türkleriz!”

Sözleri biter bitmez tekrar bastı tetiğe Mübariz. Sabaha kadar süren çatışmada 147 Ermeni subay ve askeri öldürmüş, mühimmatı bitince süngü taktığı tüfeği ile düşmana hücum etmiş uçmağa varmıştı büyük kahraman Mübariz İbrahimov.

Ermeniler Mübarizin naaşını 2 ay sonra elleri bağlı şekilde teslim ettiler. Büyük kahramanın ölüsünden bile korkmuşlardı. Resmî kayıtlara utançlarından 45 subay ve askerin öldüğünü açıklayan Ermenistan ve tüm dünya Türk’ün gücünü görmüştü.

Bir Türk dünyaya bedeldi!!!

Not: Karakol baskınındaki olaylar kurgulanmıştır. Şiir Dedehan Hasan’ın Temür Yürek Türkleriz şiiridir.