Karabağ Gazisi Behruz Nağiyev ile Söyleşi – Nezmiyye Hicran – Ajanstürk

“Dağlık Karabağ’da 2020 26 Eylül’de saldırıdan bir gün önce, Ermeni ordusu büyük kalibreli makineli tüfekler ve keskin nişancı silahlarla cephe hattı boyunca farklı yönlere ateş ederek ateşkesi 48 kez ihlal etti. Otuz yıl boyunca ateşkes defalarca bozan Ermeni Silahlı Kuvvetleri sivil insanları devalarca katlettiler ve Karabağ’ı işgal ettikleri azmış gibi hemde günbegün şehir ve köleri yandırmaktaydılar. Ermeniler, Dağlık Karabağ’da yaşayanların Azerbaycan’ın bir parçası olmak istemediklerini göstermekle beraber Ağustos 2019’da Ermenistan başbakanı Nikol Paşinyan Şuşa’da yallı giderek “Dağlık Karabağ Ermenistan’dır, nokta.” demiştir. Temmuz 2020’de Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki sınırda çatışmalar yeniden meydana geldi. Buna karşılık binlerce Azerbaycanlı Ermenistan’a karşı savaş için yürüyüş düzenledi ve Azerbaycan’la Ermenistan arasındaki çatışma 27 Eylül’de başlayarak 44 gün devam ederek 10 Kasım’da sona erdi. Bu dönemde ülkeler üç kez insani ateşkes konusunda anlaştılar. Ama her seferinde ermeniler ateşkesi bozarak Azerbaycan sivil yaşayış arazilerine saldırarak onlarla sivil insanın hayatına kastettiler. Hadrut, Füzuli, Cabrayıl, Zengilan, Şuşa, Kubatlıyı işgalden kurtaran Azerbaycan ordusu zaferi kazanmaya çok az kalmışken üçlü anlaşmaya göre Ağdam bölgesi 20 Kasım’da Azerbaycan’a, 25 Kasım’da Kelbecer bölgesine ve 1 Aralık’ta Laçin bölgesine iade edildi. Azerbaycan Karabağ savaşını kazandı ve Karabağ tamamen ermeni işgalinden kurtuldu. Şehitler verdik, ama şehit olmadan da toprakları kurtarmak imkânsızdı. Azerbaycan ordusunun 2783 askeri İkinci Karabağ Savaşı’nda öldürüldü. Karabağ’ın zaferi ülkemizin tüm dünyadaki prestijini yükseltti. Bu savaşda Türkiye Azerbaycan’a olan desteğini tekrar dile getirdi. Azerbaycan Türkün Şanlı Tarihine Zafer yazdı!…”

Savaşa göğüs geren askerlerimiz, muzaffer ordumuz, gönüllü döyüşçülerimiz sözün asıl manasında büyük kahramanlıklarla Azerbaycanın Yeni tarihini yazdılar. Onların başarısını, geçtiği zafer yolunu yazmak menim için büyük onurdur! Gazi Nagiyev Bahruz da savaşda canını ortaya koyan yiğitlerimizdendir. Onun hayat yoluna kısacık olsa da beraber bakalım…

…………………………….

Nezmiyye HİCRAN: Karabağ savaşında Gazi oldunuz ve sizi okuyucularımıza tanıştırmak istiyoruz. Behruz Nağiyev kimdir?

Behruz NAĞİYEV: Ben, Behruz Nagiyev; Nadir oğluyum. Sumkayıt şehrinde 1986 yılında doğdum. İkinci Karabağ Savaşında bir harbici savaşçı olarak cephede idim. BTR (Tank) kullanıyordum. Gözlediğimiz gün gelib yetişdi ve Başkomutan savaşı emretti. Yıllardır hepimizin beklediğimiz gündü. Azerbaycan’da bütün gençler savaşa gitmek için askeri komiserliklere başvurdu. Ben de askeri arkadaşlarımla cepheye gittim. İşgal altındaki bölgelerimizin yakınında toplandık. 27 Eylül sabahıydı. 10 dakika sonra savaşa gireceğimizi söylediler. Fizuli şehrine geldik. 28 Eylül’de “1. Tabur” olarak savaşa girdik. Karabağ bölgesine Fizuli ilçesine bağlı Alhanbeyli köyünden girdik. Karahanbeyli’ye doğru ilerliyor, toprakları özgürleştiriyorduk. Akşam olmuştu, çatışmalar durmuştu ve 29 Eylül’de yeniden savaşa gittik. Ermeniler “Betonluk” denilen yerde BTR’nin içinde bizi vurdu. BTR’den çıktım ve sakin bir yere çekildim ki, BTR de yanmayalım. Daha sonra hatırladığım o ki 7 dövüşçü arkadaşım BTR’de kalmışlardı. Geri döndüm ve tüm gücümü toparlayıp arkadaşlarımı ölümün pencesinden kurtardım. Kendim de çok ağır yara almıştım. Demir parçaları yüzümü, gözümü yaralamıştı. Beni Şirvan Hastanesine kaldırmıştılar. Bir kaç gün orada tedavü gördüm, sonra Gence şehrine getirdiler ve müayinede döyüşe girmeme engel olmadığı için yeniden savaşa gönderildim…

Nezmiyye HİCRAN: Askerlerimiz korkarak değil gülerek savaşa gittiler. Onlarla aynı savaşı, ayni tarihi yaşayan biri olarak ne söyleyebilirsin?…

Behruz NAĞİYEV: Dünya, Azerbaycan’ın topraklarını askeri yollarla özgürleştirebildiğini, toprak bütünlüğünü yeniden sağlayabildiğini ve kendisiyle güç kullanarak konuşmak isteyenleri susturabildiğini gördü. Bunun arkasında güçlü bir ekonomi, halk ile devletin birliği, Başkomutan’ın etrafında halkın birliği varoldu ki, zafer kazandık. Savaş hatıraları gurur verir hepimize.Karabağın işgalda olması tüm Türk dünyasının dikkatinde ve en hassas düşüncesindeydi. Savaş korkunçtu. Savaşanların çoğu Ermeniaskerleri değildiler, paralı nayomşiklerdi, muzdlu, parayla alınmışlardı. Askerlerimizi öldürenler de ele parayla tutulmuş terroçulardı. Göğüslerine kadar sakallı insanlar vardı karşımızda ama yine de bizden korkuyorlardı. Ermeniler çingenedir ve dünyada hiçbir zaman gerçek bir yerleri olmamıştır. Onlar zamanla Azerbaycan’a, Karabağ’a hırsızlık yapmaya geldiler. Başkomutanımız topraklarımızı kurtarmamızı emretti. Onların gelip topraklarımızı işgal etmesinden ve onları harabeye çevirmesinden çok etkilendik. Şehirlerimi harabeliklere çevirmiş, evleri yıkmış, ağaçları kesmiş, ormanları yakmışlar. İnsan bakarken vahşet oluyor. Ermeniler hakikatanda insan değiller, insan olamaz onlar. Bizim Meçitlerimizde domuz, hayvan, köpek saklamışlar. Mezarlıkları tamamen yok etmiş, her tarafı mayınlamışlar. Gördüklerimiz bizi üzse de ruhumuzu daha da savaşa sürükleyir, kısasa susuyorduk. Memleketimizi bu halde görmek askerlerimizi Kurda dönüşdürürdü. Mermiler başımızdan yağarken şehit düşen arkadaşlarımızın biri sızlamadı. Onlar şehidliğe gülürek vardılar. Emin oldular ki, Karabağ son olarak kurtulmaktadır. Savaşda bizi güçlendiren hemde Bizi destekleyen Türkiye, Pakistan devletleriydi. Son ana kadar Türkiyenin desteği bizi savaşa ruhlandırırdı. Ordumuz güçlüydü. Eğer ermeniler paralı muzdlular tutmamış olsaydı şhitlerimizi de az vermiş olurduk. Hiyleger düşmende her şerefsizlikler vardır. Cumhurbaşkanıma, bizi destekleyen Türkiye ve Pakistan’a, savaşta Kurt gibi döyüşerek şehit olan arkadaşlarımın annelerine minnettarım! Biz Karabağ’ı azad etmek için savaşa gittik ve er gibi de savaştık. Şehitlerimiz büyük bir sevinçle şehit düştüler. Karabağı azad edeceğimizden emindiler. İlham Aliyev gibi rehberimiz var ki, 44 gün boyunca klasik bir savaş yaptık vebüyük zaferi kazandık. Türk olduğum için,Türk gibi bir kardeşlerim olduğu için gurur duyuyorum. Bu zaferde Azerbaycan kendi birliğini gösterdi.

Aklım kestiğinden şu günlere kadar Karabağ’ın işgalinden utandığım bir dönem vardı. Onuruma dokunuyordu. Diğer arkadaşlarım gibi ben de topraklarımızda savaşa gülü-güle gittim. Başkomutan İlham Aliyev’in ve muzaffer ordumuzun düşman işgali altındaki topraklarımızı özgürleştirip milletimize Büyük Zafer vermekten daha büyük bir mutluluk olamazdı bir savaşçı için. Tarihimizi yazan, Azerbaycan’ı bütünleştiren Ali Başkomutanımızın atrafında her zaman birleşeceğiz…

Nezmiyye HİCRAN: Düşman sarsılmıştı… Böyle bir savaşı beklemiyor gibiydiler… Zaferimizle onlara zeher verdik değil mi?

Behruz NAĞİYEV: Evet, bugünkü zaferler, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Başkomutanımız İlham Aliyev’in milli çıkarlarımıza dayalı bağımsız politikasının, uluslararası arenadaki yüksek prestijinin, Güçlü Ordumuzun, cesur askerlerimizin ve halk birliğinin mantıksal sonucudur. Kısacası, Büyük Azerbaycan küçük parçalar halinde işgal edilmesine ve ağır savaşlarda tökezlemesine rağmen asla çökmedi. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle defalarca sürekli savaş, yağma ve işgale maruz kalan vatan bugün olduğundan daha güçlü olmamıştır. Bugün Azerbaycan ordusunun Ermeni silahlı kuvvetlerinin askeri provokasyonlarını önlemedeki başarısı, cephede düşmana ezici darbeler vererek elde ettiği zaferler Karabağ’ın bizim olduğunu bir kez daha kanıtladı! Karabağ Azerbaycan’dır! Elde edilen zaferler sadece silahların gücü değil, aynı zamanda Cumhurbaşkanımızın milli çıkarlarımıza dayalı bağımsız politikasının mantıksal sonucudur, uluslararası arenadaki yüksek prestijidir. Bugün, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in pratik adımları, Azerbaycan hakkındaki gerçeği uluslararası topluma İngilizce, Rusça, Türkçe ve bizim anadilimizdeki İngilizce, Rusça, Türkçe ve anadilimizdeki röportajlarda anlayabilecekleri bir dilde kararlı bir şekilde iletmesi, enformasyon savaşında ciddi ilerlemeye tanıklık ediyordu. Bu zafer Başkomutanımızın zaferidir, birliğimizin, asıl amacımızın zaferidir. Zafer Ordumuzun gücü, yiğit askerlerimizin cesareti, Azerbaycan halkının iradesidir!

Nezmiyye HİCRAN: Şehitliğin, Gaziliğin adresi sonsuzluktur… Tarih her zaman herkesi hayatta tutmaz… Halkımızın tarihinde değerli bir yer almak duyğusu nedir?

Behruz NAĞİYEV: Yıllar geçer, her şey unutulur. Sadece Zafer kazanan Lider, Ali BaşKomutan, şehitler ve savaşta sağlığını kaybeden gaziler unutulmuyor. Şehitliğe yücelen acımız geçmedi, geçmezde. Çok gururluyum ki, zafer kazandık. 30 senelerce ermeni işgalinde harabeliklere karışan topraklrımızı özgürlüğüne kavuşturduk. İster şehitlerimiz, istersede Gaziler bir anne-baba cocuklarıydısa şimdi 10 milyonun cocuğu, yaralı kalbi, kanayan yarasıdır. Şehit olmak her kese nasip olmuyor ne de vatan için sağlığını kurban etmek. Demek ki, Allah görüyor ki, kalbimizde ne kadar vatan sevgisi vardır ve o sevginin bedeli olarak ya canımızı ya da ezalarımızın bir tarafını kurban verimiş olmuşuz. Savaştan sağ-salim çıkmak da Allahın bir lüftüdür. Biz ne ettikse Vatan, Millet, Devlet için ettik! Zaferimiz ise tüm aldığımız yaraların ilacı olmuş gibi oldu hepimize. Sevinçliyiz! Bir ölür, Bin dirileriz ve bir karış topraklarımızdan pay veremeyiz… Askerlerimiz kurşunlanırken, şehadete yükselirken “Karabağ Azerbaycan’dır” diye bağırıyor ve yaralı aslan gibi dümana saldırıyorlardı. Düşman sarsılır, korkar… sanki karşısındaki Azerbaycan askeri değil de bir deli şimşektir, vahşi canavardır sanıyor ve kaçıyorlardı.

Nezmiyye HİCRAN: Bütün dünya, bu saldırgan, işgalçı, yalancı Ermeni devletinin güçlü Azerbaycan ile rekabet edemeyeceğine şahit oldu! Son olarak neler söyelemek istersiniz?

Behruz NAĞİYEV: Bugün güçlü, bağımsız devletimizin tarihinde parlak ve gururlu ve şanlı sayfalar yazılıyor. Cumhurbaşkanı, Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Sayın İlham Aliyev önderliğindeki Azerbaycan Ordusu, 30 yıldır Ermenistan silahlı kuvvetlerinin kontrolünde olan topraklarımızı kademeli olarak özgürleştiriyor. Devlet başkanının etrafında yumruk gibi birleşerek yürüttüğümüz kutsal savaş, halkımızı arzularına ve özlemlerine birleştirir. Şanlı ordumuzun muharebe alanındaki eşi görülmemiş zaferlerinin yanı sıra, bu hassas ve kader dolu günlerde ülke liderinin diplomatik mücadelesi ve dünyanın önde gelen yayınlarıyla mantıklı, kapsamlı röportajlar Azerbaycan davasına gereken desteği sağlıyor. Devletimizin yenilmez ekonomik ve askeri potansiyeli, bu zor günlerde dünyaya örnek olacak insan ve güç birliği, başta kardeş Türkiye olmak üzere ortaklarımızın siyasi ve manevi desteği, Ermenistan’ın terör devleti konumunu daha da zayıflatmaktadır. Bütün dünya, bu saldırgan devletin güçlü Azerbaycan ile rekabet edemeyeceğine ve yakında iflas edeceğine inandı. Kudretli Ordumuz, Azerbaycan’ın barışçıl, insancıl bir devlet olmasına rağmen topraklarını kimseye verme niyetinde olmadığını tüm dünyaya kanıtladı. Azerbaycan’ın Karabağ zaferine giden yolu tün dünya seyretti! Recep Tayyip Erdoğan’ın: “Karabağ Zaferi ile Kafkasya tarihinde yeni bir sayfa açıldı” demesi bizim büyük zaferimizin ve Kafkasyanın Lider devleti olmamızdır…

Nezmiyye HİCRAN: Teşekkür edirem.
Behruz NAĞİYEV: Men teşekkür edirem.

27 ARALIK 2020

Ajanstürk

NEZMİYYE HİCRAN HAKKINDA

Nezmiyye Hicran, Azerbaycan’ın Kelbecer ilçe-sinde doğmuş olup, ilköğretim öğrencisiyken, 1993 yılın-daki ermeni işgali sebebi ile doğup büyüdüğü toprak-lardan koparak, ailesiyle göç etmek mecburiyetinde kal-mış ve o yıllardan itibaren Azerbaycan’ın başkenti olan Bakü şehrinde yaşamaya başlamıştır. 1995 – 1999 yılla-rında Azerbaycan Devlet Pedaqoji Universitesi’nin Ede-biyat Bölümü’nü okudu. Küçük yaşlardan itibaren gaze-telerde şiirleri yayımlanmaya başladı. Vatan sesli şiirleri ile gönülleri okşayarak, Azerbaycan’da Gazeteci-Şair olarak tanındı. Azerbaycan Yazarlar Birliği’nin, Azer-baycan Gazetecileri Birliği’nin, Türkiye Yazarlar Birli-ği’nin, Irak Türkmen Yazarlar Birliği’nin, Türkiye İlim Edebi Eser Sahipleri Meslek Birliği’nin üyesidir. “Turana Doğru” gazetesini çıkarmakta olan Nezmiyye Hicran, Azerbaycan Yazarlar Birliği’nde Kurultay nümayendesi, 2015 yılında Milletvekili adayı olmuştur. Birçok ödüle layık görülmüş olan olan Şair, ayrıca Eskişehir Anadolu Universitesi’nin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Doktora yapmaktadır. Azerbaycanda 2015 yılında edebiyata vermiş olduğu katkılardan dolayı Prezident (Cumhurbaşkanlığı) mukâfatına layık görülen şairimizin, Türkiye’de Orhun Yayınevi’nden çıkan; “HİCRAN-HASRET-İNTİZAR”, “Türk ve Azerbayan Edebiyatında Sevgi Şiirleri (Antoloji)”, “Bir Dava Adamı Mustafa Karabulut” adlı üç kitabından başka yedi kitabı, Azerbaycan’da yayımlanmıştır.