Atatürk ve Doğu Türkistan

Doğu Türkistan, 1933 yılında bağımsızlığını ilan ettiğinde, ilk tanıyan ülke, Atatürk’ün başında bulunduğu Türkiye Cumhuriyeti olmuştu.

Dönemin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü (Aras), konuyla ilgili kendisine yöneltilen bir soruya, Türkiye’nin, “kendi dilini konuşan bir diyar’da yaşanan gelişmelerden memnuniyet duyacağının doğal olduğu şeklinde cevap veriyordu. Aynı şekilde, 1933’te, Afganistan’daki Alman Büyükelçisinin ülkesine gönderdiği bir raporda da, “Türkiye, Doğu Türkistan hareketlerine yakınlık duymakta, Sovyet’in hoşuna gitmeyecek şeyleri el altından yapmaya çalışmakta.” deniliyordu. Türk lehçelerini, oranın meselesini bilen Memduh Şevket Esendal, Doğu Türkistan’ın sınır komşusu Afganistan’a büyükelçi olarak gönderilmişti.

Esendal göreve başladıktan sonra ilk icraatlarından biri olarak, Doğu Türkistan’la ilgili bilgi toplamaya başlamıştır.

Oraya gidip gelenler aracılığıyla bir istihbarat ağı oluşturmuş ve Afganistan’a çıkan Uygurlarla da yakın bir irtibat içinde olmuştur. O dönemin şartları altında hiç vakit kaybetmeden bölgeye yardım malzemeleri gönderen Atatürk, Esendal’a verdiği talimatla bir grup Doğu Türkistanlı eğitim için Türkiye’ye getirilmiş, harp okullarına yerleştirilmiştir.

Türk ordusunun çeşitli kademelerinde generallik rütbesine kadar görev yapan rahmetli Mehmet Rıza Bekin bunlara örnektir.

Atatürk’ün getirdiği çocuklardan biri olan Emekli General Mehmet Rıza Bekin, Doğu Türkistan Vakfı’nı kurmuştur.

Mehmet Rıza Bekin kurduğu bu vakıf ile çok sayıda Uygur gencinin yetişmesini sağlamıştır.

12 Kasım’da bağımsızlık ilan edildikten hemen sonra bu haberin ilk duyurulduğu ülkenin Türkiye olması, ve yeni devlet olan Doğu Türkistan bayrağının, rengi dışında tüm nitelikleriyle Albayrağa benzemesi tesadüf değildir. Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti’nin kurulma sürecinde Türkiye’den giden kimi şahısların önemli işlevler üstlendiği de bilinmektedir.

Mustafa Kemal Atatürk, Doğu Türkistan’dan haberdardı, oradaki gelişmeleri takip ediyor, gerekli desteği vermeye çalışıyordu. ve Doğu Türkistan’ın geleceği için yetişmiş insana ihtiyaç olacağını da çok iyi görmüş, bunun için gerekli adımları da atmıştı.